ABOUT

  Oğuz Nusret Bilik : a photgrarpher... lives in Kuşadası. In between the pschology of existing and the sociology of being there, he takes photographs with the delight of being included, rather being exluded or left in purgatory of streets and avenues.Set oobjects and everyday changing images determine the moments and lights that you will never come cross again if you ever pass from that location. It serves to the best part of photography ever known since the beginning of it.Contary to the tragic face off documantry photography, you cannot refrain yourself from smiling when looking at the photos of Bilik. The frivoolus aesthetic of photography wihich does not exist in any other type of art, coupled with meaning is almost integrating with the habitude of being a part of life, the right amount of intellingence and irony.

   Metaphysic reflections waiting to be awakened in the reality of life and which can be percieved only by the knowledgeable attract attention in Oğuz Nusret Bilik’s photographs.These reflections are merely making cosmic bounces over the places and objects in his photographs.Bilik reflects the claustrophobia of the interior aesthetically, thorough the agoraphobia of the exterior which can only be  be restrained by Photography.Oğuz Nusret Bilik.points his camera to the ordinary-or the unimportant as he puts it.He opens the door of another world and humbly shares with us the thin line between the ‘İnvisble’ and’ the visible  thourgh his photograhs.

  He knows the language of the streets coincides the moments with light and dedicated to present a black and white  world to us with his photographs.The way ve connect with his photographs is similar to our feellings when looking at important photographers’ works.Thus, this similarity is the proof that we are encountering a photographer of substance.    

 

 

                                                                 

Oğuz Nusret Bilik: Fotoğrafçı… Kuşadası’nda yaşıyor.Var olmanın psikolojisi ile orada olmanın sosyolojisi arasında, sokaklarla caddelerin arasında ve dışında kalmaktansa içinde olmanın coşkusuyla fotoğraflarını çekiyor. Hazır nesneler her gün değişen görüntüler, bir daha oradan geçmeye kalkarsanız asla rastlayamayacağınız anları ve ışıkları saptıyor.Fotoğrafın başlangıcından bu yana bilinen en güzel tarafına hizmet ediyor.

Belge fotoğrafının o kaçınılmaz trajik yüzünün aksine, Bilik’in fotoğraflarına bakarken kendinizi tebessüm etmekten alamıyorsunuz. Üstelik anlam ile fotoğrafın hiçbir sanat dalında olmayan o uçarı estetiği, yaşamın içinden olmanın gerektirdiği bir alışkanlık, dozunda uygulanmış bir zeka ve hiciv ile adeta bütünleşiyor.

Hayatın gerçekliği içinden uyandırılmayı bekleyen yalnızca ve yalnızca erbaplarına görünen metafizik yansımalar Oğuz Nusret Bilik’in fotoğraflarında mekan ve nesneler üzerinden kozmik sırçamlar yaparak insanların dikkatini çekmeyi başarıyorlar. Bilik, içerinin klostrofobisini, dışarıda yalnızca fotoğrafla dizginleyebilen bir agorafobi üzerinden estetik bir biçimde anlatıyor. Oğuz Nusret Bilik sıradan kendi deyimiyle de önemsiz olana makinesini doğrultarak başka bir dünyanın kapılarını aralıyor ve Zahiri ile Batıni arasındaki o ince çizgiyi fotoğrafları üzerinden alçakgönüllülükle bizlerle paylaşıyor.

Sokağın dilini bilen ışık ile anları başarı ile üst üste çakıştıran siyah beyaz dünyayı önümüze getirmeye yeminli bir fotoğrafçı ile fotografları üzerinden kurduğumuz bu ilişkinin önemli ustaların fotoğraflarına bakarken yaşadıklarımıza benzerlik göstermeside sıkı bir fotografçı ile karşı karşıya olduğumuzun en önemli delili.

 

 

Yazı -Text Merih Akoğul 

İZ Fotograf Dergisi / İZ Photography Magazine

No- Number : 43

  oguznusretbilik